Bulunmayacak Tek Şey; Senin Benzerindir

2009-04-24 00:39:00

>Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir>çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor>ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir>dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca,çocuk vitrine>doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de>güçlükle...>Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt>kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.>Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet>öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı>fırlayıp:>- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki>modeller bir hârika!">Çocuk, ona dönerek:>- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir bacağım>doğuştan eksik".>- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tamİnsan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya>vicdanı.">Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:>- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.">Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:>- "Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?">- "Çok basit!" dedi, adam. "Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar>yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ sakat>insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler...">Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar ç... Devamı

Chicken a la Carte "İBRETLİK BİR FİLM"

2009-04-21 13:41:00

                           "LÜTFEN İZLEYİN"http://www.cultureunplugged.com/play/1081/Chicken-a-la-Carte Devamı

.......... DUA..........

2009-04-20 15:20:00

* RABBİMİZ; bizi birbirimize kardeş eyle,Mağfiretini hak edecek kardeşlikler kur aramızda , * RABBİMİZ bİzi yanlışlardan uzak eyle,Rahmetinle eriştirecek dostluklar koy kalbimize,  * Sana hakkıyla kul olanların şefkatiyle donat kalbimizi,bizi ana babamıza hayırlı evlat eyle,sana kul olmakla merhamet sahibi eyle bizi ve evlatlarımızı,bizi evladımıza hayırlı ana -baba eyle, *Rahmatinle sev bizi, rahimiyetinle sevindr. *Sabrımızla sözümüze sadık olanlardan eyle, *Sadakatimizle kulluğumuzda daim eyle,senin verdiğini bilerek verme bilinci ver bize  ,senden yüz çevirmeden af dileyecek ümit ver bize * Dünyamızı tecellilerinle genişlet,Kalbimizi yakınlığında ferahlat, *Ahiretimizi cemalinle aydınlat, * Umdaklarımıza nail, korktuklarımızdan emin eyle *  Bu fani varlığımızı sonsuzluğuna eriştir,korkularımızı gider,hüzünlerimize şifa ver,senin kelamını anlayacak anlayış ver bizlere, *Dualarımızı sevdiğin ve razı olduğun güzellikte kabul eyle.(AMİİİNN )...    Mevlam, peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine dualarımızı kabul  ve makbul eylesin  inşaallah.(Olmasını istediğiniz dularınızı da ekleyin ....)         Hakkınızda Hayır Olan Güzelliklerin Kalbinizi ve Dünyanızı Donatması Duasıyla                             SLM VE DUA İLE KALIN İNŞAALLAH :)... Devamı

Bir Kadin Gittiğinde...BEKIR COSKUN‏

2009-04-16 13:35:00

Bir erkeğin ağzından... Kadınlar gittiklerinde, arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar. Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde 'yetim-öksüz' kalan çok olur. Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler... Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar. Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların. Sık sık boynunu büker 'sarıkız'. O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının. Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz. Bir kadın gittiğinde... Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,bir bahçıvan, bir muhasebeci... Bir anne gider... Bir dost...Bir arkadaş...Bir sevgili...Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde. Övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır. Kapı eşiğindeki 'Dikkat et...' duyulmaz, annesi gitmiştir 'geç kalma'nın. Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler. Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde, pek çok 'yetim' bırakmıştır aslında arkasında... Bekir Coşkun/Hürriyet Devamı

FW: TÜRKÇEMIZ 1967 - 2007 :)) müthiş arkadaşlar okuyunn‏

2009-04-16 13:12:00

Yıl: 1967'Karşıma aniden çıkınca ziyadesiyle şaşakaldım ve çokmütehassis oldum...Nasil bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim.Buna mukâbil az bir müddet sonra kendimi toparlar gibi oldum.Cemalinde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı...Üstümü başımı toparladım, kendimden emin bir sesle'Akşam-i şerifleriniz hayrolsun' dedim..'Yıl: 1977'Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve hislendim..Ne yapacağıma karar veremedim. heyecandan ayaklarım titredi.Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatanbirgülümseme vardi.. Üstüme çeki düzen verdim. kendimden emin birsesle'iyi akşamlar' dedim..'Yıl: 1987'Karşıma aniden çıkınca fevkalâde şaşırdım ve duygulandım..Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi.Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum.Nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çekidüzenverdim, kendimden emin bir sesle 'Hayırlı akşamlar' dedim..'Yıl: 1997'Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve duygulandım...Fena halde kal geldi yani.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o dabana bakıyor, bu iş tamamdır dedim... Manitayı tavlamak içindoğruldum, artistik bir sesle'selam' dedim..'Yıl: 2007'Abi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yani ve duygudurumum kabardı...Oğlum bu is bizi kasar dedim, fena göçeriz dedim, enjoydurumlarıyani...Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlumdedim, bu manita senin... 'Hav ar yu yavrum?''... Devamı

BEN BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM DEMEYİN SAKIN...

2009-04-16 12:56:00

Canım nazarcımdanBrenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına.Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, İpi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebilecegi bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda'nin gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunmasi neredeyse imkansızdı.Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca.. Ve içten içe düşünüp dua etmeye basladı. "Allah'ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün.Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mı?" diye bağırdı. Brenda'nin sonradan ögrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavasça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunlaıi yazacaktı: "Allah'ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır.... Devamı

HEDİYE:))))))

2009-04-15 14:11:00

> > Karadenizliler, bir konferans düzenlerler.> > Bu konferansa konuşmacı olarak ünlü  bir Amerikalı> > bilim adamı da davet edilir.> > Amerikalı  konuk, bir hafta erken gelir, hem tatil yapar> > hem de Türkleri yakından tanıma fırsatı bulur, halkla> > kaynaşır, kendini sevdirir.> > Karadenizliler ile Amerikalı bilim adamı hemen her konuda anlaşırlar, uyum içinde konferans biter.> > Ayrılık günü  gelir, Karadenizlileri alır bir> > düşünce. Biz bu değerli bilim adamına nasıl  teşekkür edelim?> > Aralarında toplanırlar, başkan konunun önemini> > vurgulamak için derki: "Biz bu Türk dostu, değerli bilim adamına nasıl bir hediye alalım ki bizi unutmasın?> > Hem kullanışlı bir şey olsun, hem her eline aldığında bizi hatırlasın?"> > Salonda kısa bir sessizlik olur,arka sıralardan Temel elini kaldırır:> >> > "Sünnet  ettürelum da....! " Devamı

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

2009-04-12 09:28:00

• Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini… • Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…  • Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…  • Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..  • Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…  • Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..  • Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…  • Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortaları... Devamı

BİZDE Mİ BÖYLE OLACAĞIZ : )

2009-04-10 18:37:00

Huriye, Nuriye ve Dürüye 75-80 yaşlarında, çok eski üç arkadaştır.Bir gün Huriye Nuriye' ye telefon eder ve Dürüye' ye gitmeye karar verirler ve giderler.Biraz muhabbetten sonra Dürüye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Dürüye yine :'Ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım da içelim' der.Huriye ve Nuriye bir şey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Dürüye yine :'Size bir kahve bile yapmadım hemen yapayımda içelim' der ve yapar getirir.Bizimkilerde yine itiraz yok. Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düserler.Yolda bastonları ile yavaş yavaş yürürken aralarında su konuşma geçer;Huriye :'Kız Nuriye, gördün mü Dürüye'yi..!!! Ne kadar pinti olmuş. Bize bir kahve bile ikram etmedi'Nuriye :   'Kıııızzz sen Dürüye'yi ne zaman gördün??'... Devamı